19 Kasım 2010 Cuma

Tatil mi...


    koca tatil bitti gitti,yarın ofise tıkılmaya devam...
  acayip depresyonum geldi kimse karışmasın
iki saatir yerimden kalkmaya üşendiğim için sigara bile yakamadım ,durumum vahim yani :)

yeni bir pencere açsam içinde tanıdığım hiçkimse olmasın,tanımadığım anlamsız suratlar
;hiçbirşey ifade etmeyen sokaktan geçen insanlar
 kimse olmasın benimle,
hancı ben olacaksam ,yolcu da olmasın
güzel olur,kalabalıklarda  yalnız olmaktansa
kendi yarattığım yalnızlıkta tek  tabanca olmak.

18 Kasım 2010 Perşembe

The Girl Who Played with Fire





Sinema'da yakın tarihde izlediğim için ikincisini daha çok bekleriz derken, ikincisi 2009 yapımıymış...


ejderha dövmeli( the girl with the dragon tattoo), ateşle oynayan( the girl who played with fire)ve eşekarısı kovanına tekme atan kız(the girl who kicked the hornests' nest) ile stieg larsson'un millennium trilogy'sinde yarattigi efsanevi kadin karakter.




asosyal, uyumsuz, dövmeli hacker kız Lisbeth Salander ,dark angel kahramanımsın


Film isveç manzarasıyla süper gidiyor yalnız kızın kendine sandalye monte ettiği sahnede direk aklıma her isveçli marangoz doğar repliği geldi kulağıma :)


bir de polisin fahişeler ile ilgili benzetmesine uyuz oldum ...


sıkılmadan izlenir.







14 Kasım 2010 Pazar

Bildiğin Palyaçoyum Ben...


İçim acıyor güzüm hep gülüyor,çift karakterlimiyim yok değil...
Sadece içimi yaralarımı göstermek,kanatır be
Bırak bilmesinler fırtınaları,sakin bir liman taklidi yapalım.

  

7 Kasım 2010 Pazar

Faili Meçhul...


Tek atımlık kurşunum vardı;oda bitti ,gitti...

4 Kasım 2010 Perşembe

Dünya dursun ,Aşk dönsün ...

Ekim ayıda bitti ,ekimi de yedik yani geriye kala kala kasım aralık 2010 gider...
kasım beş olmuş, kim çeviriyor bu dünyayı bu kadar hızlı anlamıyorum....



 Dünya dönse ben dursam yada en güzeli dünya dursun aşk dönsün
...ben böyle masal bir kentte ,fonda da yüksek sadakat aşk durdukça ;

 Aşk durdukça...



13 Ekim 2010 Çarşamba

Ben mi Parçalı Bulutlu

Bu bebeğe bayıldım doğrusu bu kadar şeker bir şey de ben doğurabilirmiyim ki ,şimdiye kadar tanışdığım 10 üzerinde 5 alamamış hiçbir kazmadan tabiki hayır ...

Kimbilir belki birgün tanışacağım az buçuk kafası çalışan,espiri anlayışı az buçuk gelişmiş,yemek yemenin sadece karın doyurmak olmadığı anlayabilen; mutlu olabileceğim biriyle evet !

Yazacak çok şey var aslında ama nerden nasıl başlanmalı;

*İşler sarpa sarmış durumda bu şirketle ruh ikizi olabilirmiyiz ne o iflah oluyor,ne de ben....

*Kabile toplantıları gündemde ailede paylaşılacak mutluluklar var çok şükür...

*Aşk ufukda mı ?onu bile bilmiyorum ki
son günlerde tek hedefim bana ayarlamaya çalıştıkları tipleri geri püskürtmek,ya anlamıyorum yada anlatamıyorum .
Anneciğim 30 yaşında ve hala bekar olmak , bir tür talihsizlik ,kara büyü,beddua ,yada kısmetsizlik değil yahu  sabret biraz elbet benim beğendiğim ,beni beğenen anlaşabileceğim biri olacak ama mümkünse ısmarlama değil ...

Not :söz bu sefer bakırköy 'den deli raporu isteyip ,bir önceki gibi deli kapıp gelmicem karşınıza :D

Benden bu kadar blog ...